CİNLER
CİNLERLE İNSANLAR EVLENEBİLİRLER Mİ?
CİN'CE YADA CİNLERİN ÖZEL BİR DİLİ VAR MIDIR?
CİNLER
Cinler daha önceki peygamberlerin tebliğlerine de uymuşlardı. Kur'an-ı Kerim'de
Ahkaf suresinin ( 46 / 29 - 30 – 31 ) ayetlerinde,
30) < Dediler ki: “ Ey toplumumuz! Biz; Musa'dan sonra indirilen, kendinden
öncekini doğrulayan, hakka ve dosdoğruyola ileten bir Kitap dinledik” >
31) “ Ey toplumumuz! Allah'ın davetçisine uyun, ona imanedin ki Allah, günahlarınızdan
bir kısmını bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan korusun.”
Anlatıldığı gibi Hz. Musa'ya indirilene iman etmişlerdi. Nitekim sadece Hz.
Musa değil daha pekçok peygamberin de tebliğini aldıkları yine En'am suresinde
net olarak görülmektedir. (En'am /130) “ Ey cinler ve insanlar topluluğu! İçinizden,
size ayetlerimi anlatan ve şu gününüzle yüzyüze geleceğiniz hususunda sizi
uyaran resullaer gelmedi mi? ”
Bütün bu ayetlerden anlaşılacağı gibi, Cinler de peygamberlerin tebliğlerini
dinlemişlerdir. Ve aralarından bazıları iman etmiş bazıları da inkar etmişlerdir.
Yine Kur'an-ı Kerim'de Cin suresi gayet net olarak açıklamaktadır;
1) De ki “ Cinlerden bir topluluğun dinleyip şunu söyledikleri bana vahyolundu:
Gerçekten biz, hayranlık verici bir Kur'an dinledik.”
Yine Kur'an-ı Kerim'de (Neml, Sebe, Fussılet, Saffat.. ) cinler hakkında pek
çok bilgi edinmekteyiz.
O halde sorumuza gelelim . İman eden cinler neye iman etmişlerdir?
- Cinler Allah'ın tek yaratıcı olduğuna, onun resulleri olduğuna ve bu resullerin
insanlardan olduğuna iman etmişlerdir.Yani iman eden cinler, şeytanın yaptığı
gibi yapmamış topraktan ve sudan olanın üstün olduğuna iman ettikleri gibi
peygamberlerin de insanlardan olduğuna iman etmişlerdir.
O halde cinler öteki peygamberlerin de bütün tebliğlerine uyarlar
mı?
- Dört ayaklı bir masanın bir ayağı kısa olsa nasıl denge olmaz ve o masanın
üzerinde bir şey durmazsa, iman da böyledir. İnançlı bir bütünün tamamına inanır.
Peygamberlerin tebliğlerine iman eden cinler de ilahi vahyin tamamına iman
etmişlerdir.
Fakat insanlar arasında geçen özel meselelerle ilgili ayetler onları bağlamaz
(Bakara 222).
Bu konuda bir başka görüş ise şudur. Ayetlerin okunuşlarının bir görünen manaları
bir de sır olan manaları vardır ki, onlar bu örtünün altındaki manaya da iman
ederler. Böylece bütün vahyi uygulamaları icab eder.
Cinlere, cinlerden peygamber gelmiş midir?
Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de net bir cevap bulamıyoruz. (Sadece Enam 130) Oysa
daha önceki inançlarda kabul edilen görüş şudur ki, Adem'den önce yeryüzünde
cinler yaşamaktaydı. Daha doğrusu insandan önce onlar vardı. Ve cinler nefisli
varlıklardı. Yani kavimdiler. Allah'u teala “ biz her kavime bir uyarıcı elçi
gönderdik” der. İşte bu yüzden cinlere de cinlerden peygamber gönderildiğine
inanılır.
O halde bu peygamberlerin isimleri nelerdir? Veya kitapları nerededir?
Bugün peygamber isimleri olarak söylenen cin isimleri esasen Akadca, Sümerce
ve İbranice isimleridir. Ve bunun böyle olduğunu, daha doğrusu bu isimlerin
eski inanışlardaki çok tanrıların isimleri olduğunu bunu savunanların bildiklerini
sanmıyorum. Bugün büyüde kullanılan isimler de çoğunlukla bu isimlerdir. Yalnız
işin bir enteresan tarafıda şudur ki, Eski ve Yeni Dünya'da cin peygamber isimlerinden
bazıları ortak isimlerdir.
Süleyman EYÜP
Şubat, 1991
Sayfa Başı
Süleyman EYYÜP'le röportaj:
CİNLERLE İNSANLAR EVLENEBİLİRLER Mİ?
Hande Karlukzade : Cinlerle insanlar evlenebilirler mi? Çocukları
olur mu?
Süleyman Eyyüp : Bildiğimiz gibi insanın ham maddesi basitçe
söylemek gerekirse su ve topraktır. Oysa cinlerin ise ateştir. Bu sorunun cevabı
“insanoğlu sadece kendisi gibi bir insanoğlu ile evlenebilir.” diyeceğim.
Bir de olaya cinsel ilişki boyutundan baksak da farklı bir cevap bulamayız.
Çünkü cinsel ilişkide de etten, kemikten, bedenli olana ihtiyaç vardır. Hatta
insanlardan bazı sapıklar bazı hayvanlarla da ilişkiye girebilir. Bu çarpık
ilişki de bile su ve beden ilişkisi söz konusudur. Oysa bir erkek insan ile
bir cin nasıl ilişkiye girebilir ki? Bu hava ile ilişkiye girmek gibi birşeydir.
Ayrıca insanoğlunun üremesi için ALLAH muazzam bir beden yaratmıştır. Ve insan
bedeninin bir ısısı mevcuttur. Biliyorsunuz ki bu ısı spermleri öldürür. İşte
bu yüzden testisler vücudun dışındadırlar. Birkaç derecelik ısı azlığı bile
spermlerin yaşamasını sağlar ancak bu sayede üreyebiliriz.
O halde bir erkek insanla bir dişi cinin ilişkiye girdiğini düşünsek dahi
ateşten olanın içinde spermin yaşaması ve tutması düşünülemez.
Hande Karlukzade : Bir kadın insanla erkek cin ilişkiye girebilir
mi? Çocukları olur mu?
Süleyman Eyyüp : BU da mümkün olmayan bir konudur. Asla bir
kadın bir cinden hamile kalamaz. Yalnız burada bir farklılık söz konusudur.
Kadın kendisi ile ilişkiye giriliyor gibi hissedebilir. Vücudunun belli bölgeleri
(göğüs, boyun, rahim) darbeye maruz kalıyor hissedebilir. Hatta bu olayı kameralar
bile tespit edebilir (Bu olayın tıptaki literatürüne bak.). Fakat bu derecede
bile gelişen olayda çocuk olmaz.
Hande Karlukzade : Peki o zaman bu söylentiler nereden kaynaklanıyor?
Süleyman Eyyüp : Bütün bu söylentilerin kaynağı Yahudilerdir.
Yahudi inanışına göre (Kitab-ı Mukaddes) Hz. Adem'in ilk karısı dişi cin LİLİTH'dır.
Buna inanılır. Yine Kitab-ı Mukaddeste (Süleyman'ın eşi) Belkıs'ın annesinin
cinlerden olduğu bahside vardır. Tabi sadece Yahudi inanacında değil diğer
öteki inanaçlarda ve mitolojilerde de insanları cinlerle ilişkiye girdiği ve
çocuk sahibi olduğu inanacı da vardır.
Hande Karlukzade : Bu olayı yaşadığını söyleyenler ne demek
istiyorlar?
Süleyman Eyyüp : Esasında onlar hayallerini ve rüyalarını
anlatıyorlar. Gizli İlimlerin içine girip çıkmayı bir türlü başaramayanlar
cinlerden eşleri olduğunu söylerler. Bu hadise ekseriyetle şöyle gelişir (………..
ayetlerini ………… isimlerini belli aralıklarla tekrara ettikten sonra ……….oluşları
yerine getirilir. Daha sonra temas sağlanır. Uzatmayalım bir güzel cin kadın
görünür. Bu kadın ki o erkeğin asla hayal edemeyeceği bir güzelliktedir. Onunla
cinsel ilişkiye girerse ki bu rüya halinde olur boşalır. Daha sonra her uyku
anında da onunla ilişkiye girmeye çalışır. Ve belgesel gibi belli zamanlarda
bu rüyaların devamını görür. Sanki günlük hayatının dışında rüya aleminde bir
başka hayatı daha vardır. Çocukları bile olur. Onları görür konuşur.) İşte
bu vakkaların yani kazayla Gizli İlimlerin içine girip çıkmayı bir türlü başaramayanları
tedavi etmek lazımdır. Modern tıp ilaç ve psikolojik telkinle tedavi de büyük
ilerlemeler kaydetmiş olsa da şu an için tam tedavisi mümkün değildir. Ben
de böyle birkaç deli iyileştirdiğim kanaatindeyim. Daha doğrusu onlar artık
kadın çocuk görmüyor ve kendi işlerine bakıyorlar.
Bir kadın ise rüyasında bir erkek cin görebilir. Onunla yakınlaşır. Ama tam
beraber olacağı an uyanır. İşte dediğimiz gibi bunlar hep rüya aleminde olur.
Ben burada ŞIBLİ'nin, İBN ABBAS'ın, MUHİTTİN ARABİ'nin, İMAM MALİK'in görüşlerini
size anlatmadım. Çünkü siz bana benim görüşümü sordunuz. Onların da cinlerle
cinsel ilişkide çocuk meselesine bakışları aşağı yukarı aynıdır.
Hande Karlukzade : Sayın Süleyman Eyyüp peki ya büyücülükte
üremeleri ve çoğalmaları…………?
Süleyman Eyyüp : Bu olayda şeytanlarla toplanılır. İnsanlar
birbirleriyle çarpık ve sapık ilişkilere girerler. Belli günler, belli saatler
ve lanetlenmiş ortamlarda bazı şekillerin içersinde …………… ama bu konuyu daha
fazla anlatmak istemiyorum.
Yavrum! bu konuyu anlatırken bazı satanistler ve yeni yetme masonikler şunu
iyi bilmelidirler ki, biz onların gittiği yoldan çoktan geri döndük. Onlar
incubi ve üstatları iyi bilir sutcubilerle uğraşıyorlar. Ben ise bu konuyu
anlatma ihtiyacı bile duymadım. Kimyanın elementlerini bile anlayamayacak kapasitede
olan bit beyinlilere yardımcı olur diye biraz da bu konuyu anlatayım.
Cıvanın sırlarına vakıf olmaya başladıktan sonra (kuledeki Newton gibi) altını
öğrenmeye başlayacaklar. Sonra en başa dönüp suyun sırrına vakıf olurlarsa
ne demek istediğimi belki anlarlar.
Neyse fazla uzatmayalım kadınlarla cinsel ilişkiye giren cinlere kısaca incubi
derler (Yeni dünyada tamnatom, Asya'da huzunn). Bunun Tevrat'ta yeri var mıdır
dersek, Tekvin 6/4'de dayandırırlar. Bu konuyu Magdelena Crucia 1515 eylülünde
ilk olarak yaşadı (Ve tam 29 yıl 8 ay 11 gün de devam etti). Erkeklerle beraber
olanlarına da folletideunde sutcubi pomrad nızzmennet denir………………………………………………
Hande Karlukzade Not: Değerli okuyucularım, Süleyman Eyyüp
bu özel sohbetinde Kur'an-ı KERİM inanışı dışındaki inanışları ayrıntılarıyla
anlatmıştır. Bu konuyu cadılık bahsinde ayrıntıları ile vereceğimiz için bu
bölümde yayınlamıyoruz. Yine Süleyman Eyyüp esasında bu konularla ilgili geçen
pek çok ismin ve olayın esasen tuzaklar ve aldatmacalarla dolu olduğunu söylemiştir.
Yine sorular esnasında yazılı olarak not tutulmasına izin vermediğinden kaset
çözümünde bazı harflerin eksik yada fazla olabileceği belirtmek isterim. Ben
tarzı gereği konuşmaları birebir yazıya döktüm. Böyle daha doğal olacağını
düşündüm. Bu yüzden diksiyon hataları yapılmış olabilir.
Şubat 1991
Bilinmeyen bir yer
Sayfa Başı
CİN'CE YADA CİNLERİN ÖZEL BİR DİLİ VAR MIDIR?
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, cinlerin bütün türlerinin kendi aralarında
veya diğer türlerle anlaşmaları için sese ve özel bir lisana ihtiyaçları yoktur.
Şimdi sorunuza gelirsek, Ademoğullarının cinlerle temasını sağlama yollarından
biri olan seslerde de bir takım özellikler vardır. Bu ses sistemi bizim alfabemizle
yorumlandığında daha çok sessiz harflerle ifade edilebilecek sesler içerirler.
Okunuş şekilleri ise daha önce Amazonlar'ın yaptığı gibi gırtlaktan çıkan sesler
şeklindedir. Bu sesler topluluğundan oluşan kelimelere mana verilmeye kalkarsa
en yakın diller Akadça veya Köktürkçe, Ural-Altay dil grubunda az da olsa manalandırılabilir.
Büyük olasılıkla bu manası olan kelimeler, Adem'den önce bu türlerin sınırlı
sayıda maddeye verdikleri ya da çağrışım yaptıkları (rüzgar sesi, su sesi,
ateşin rüzgarla parlaması, ağacın devrilirken sesi, fokurdamalar v.b.) seslerdir.
Bu bir dildir. Ve bu dili yeryüzünde sınırlı sayıda yazabilen ve yazıya aktarabilen,
konuşan (kısa cümlelerle) gruplar vardır.
Bu gruplar: a) Cadılar
b) Büyücüler
c) Aradakiler
Süleyman Eyyüp
Sayfa Başı